Bugun...
Bizim Kaymakamımız İyidir


Yakup HALICI Bugün Pazartesi
unyevizyongazetesi@gmail.com
 
 

Benim kaymakamlarla ilk münasebetim 1986’lı yıllara dayanır. Ondan gerisini bilmem. 1986-87’li yıllar…

Belediye meclisi (galiba) Haziran toplantısındayız.

Manzara şu,

Kaymakam Bey başkanın makamının solunda, koltuğuna kurulmuş afiyetle kahvesini yudumluyor. Biz meclis üyeleri de sandalye/koltuklarımızda sıralı vaziyette oturuyoruz.

Başkan yazı işleri müdürüne başla diye başıyla işaretini verdi, müdür gündem maddesini okudu.

Gündem maddesi; “Filanca mevkide, falanca yerin dinlenme tesisi yapılmak üzere Ordu Valiliğine tahsisi için imar değişikliğinin yapılması.” Bahsedilen yer Feneraltı ve Fok-Fok Önceden az-buçuk haberimiz olan madde okununca oda sessizliğe büründü. Bir-iki dakika kimse bir şey demedi. Kaymakam bizi süzüyor biz kaymakamı.

Nihayet merhum Sabri Yazıcı homurdanmaya başladı. Ondan cesaretle ben söz istedim madde aleyhine üç-beş dakika konuştum. Bundan cesaret alan üyeler homurdanmaya başladılar. Başkan Cerrahoğlu fırsattan istifade oylama yaptı. Sonuç, oy birliği ile ret.

Kaymakam hırsla ayağa kalktı. Hızla kapıya yönelirken… Bu işi başlatan bizleri işaret parmağı ile göstererek “bu dördünün adını bana bildir.”

Bu sözleri duyunca ağzımda şu sözler çıkıverdi “Ne diii lan bu!”

Birkaç yıl sonra o gitti bir başka muhterem kaymakamımız geldi. Gündemde Hükümet Konağının yerinin değiştirilmesi vardı.

Yine bir meclis toplantısına geldi. Şu anda Atatürk Parkının karşısındaki alanın belediye tarafından meccanen devrini istedi.

Biz de razı değiliz. Ev sahipliği oynuyoruz. Kibarca geldi, kibarca gitsin.

Sonunda,

Serde mimarız bir de gençlik var ya…

“Sayın Kaymakamımız; Sizinle, oradaki yerin beş dönümünü şu andaki Hükümet Konağı ile becayiş yapalım. Ama bir isteğimiz var… Yapılacak Hükümet Konağı Ünye’ye yakışır özel bir projelendirme ile yapılsın.”

O kaymakam da hırsla ayağa kalktı, kapıya yöneldi… “Devlet kimse ile pazarlık etmez.”

Densizlik bende… Kaymakam demek devlet demek… Devletle hiç aşık atılır mı?

Yıllar geçti. Hayır, haset işine meftun bir kaymakamımız oldu. Fakir, fukara, gariban sabileri Elbiseci Mahmut’tan giyindirir, sonra poz, poz medyatik fotoğraflar çektirir... Reklâmını da yapardı.

Ünye’ye ilk geldiğinin haftasında basına” burası ne kadar geri kamış, burayı adam etmeden gitmeyeceğim.” Dedi. Hatta adam olmaları için zamanın esnafını Denizli-Konya gezdirdi. Esnafın hali belli idi zaten… Ama Ünye aynı kaldı, kendisi adam oldu gitti. Gittiği yerden milletvekili seçildi.

Ondan miras mıdır nedir? Sonra gelenler hep Ünye’yi adam etmek iddiasında bulundular.

Lakin…

Biri var ki… Kader bu ya… Adam edemediği gibi adamlığı elinden alındı. Adamken peşinde yalakalık yapanların alayı “ vay canına vebalı imiş” dediler. Bunca yıllık kaymakamlığında besbelli ki; Devletle… Hele de Hükümetle hiç dans edilemeyeceğini öğrenmesi ona pahalıya patladı.

Gel zaman git zaman, bir gün bir dostumla büromda konuşuyoruz. “Yakup yeni Kaymakamımız çok genç ve cevval.”

Abi geleli daha bir hafta oldu. Neresinden anladın?

“Ben onu evvelden beri tanıyorum.”

Ne mutlu bize… Göreceğiz, hayırlısı. Abi sana “bu Ünye ne biçim bir yer. Burası geldiğim yerden büyük ve eski. Oradan daha gelişmiş olmalıydı. Burayı bir yılda adam edeceğim dedi mi?”

Hayretle yüzüme baktı “sen nereden biliyorsun?”

Abi her gelen öyle der de onun için.

“Hagget lan Yakup aynısını dedi ya… Hatta dedi ki bu Hükümet Binası ne kadar kötü. Ünye’ye yakışmıyor.

Geldiğim balaca kasabanın Hükümet Binası bundan çok daha iyiydi. Yıkıp yenisini yaptırmak lazım… Abi demek ki Hükümetimize yakışır bir kaymakamımız oldu desene... Bravo ona.

Benim kaymakamımızla olan hasbıhalim bu kadar. Yolda görsem “aha bu kaymakam, fotoğrafından genç durii” derim. Hepsi o kadar.

Fakat geçen gün,

Çamlıkla alakalı toplantıda bir katılımcı “Çamlıkta piknik yapanlara ızgara yapacakları yerler yapılmalı” deyince… Muhterem Kaymakamımız “orası çok kıymetli yer, ızgara yapacaklar ya Asarkaya’ya ya da Çınarsuyu’na gitsinler” diye sert çıkıvermiş. Bunu bana aktaran arkadaşıma “hayret, duyduğum kadarıyla kaymakamımız yumuşak birisi imiş. Bir yanlışlık olmasın?”

Arkadaşımın yemin-billâh etmesine gerek yoktu. Ondan adım kadar eminim. Bana dostumun verdiği bu bilgiden sonra; Fransız Kraliçesi süslü Marianın (açlıktan kıvranan halk için) “ekmek bulamazlarsa pasta yesinler” sözü aklıma geliverdi.

Sonra gayrı ihtiyari “Hükümeti gibi geldiği yeri unutmuş galiba. Adam olup gidiyorlar… Ama biz aynı kalıyoruz.” Deyiverdim. Arada da olsa, yirmi-otuz senede bir kaçırıyorum işte… Densizlik mayamızda var.



Bu yazı 198 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI