Reklam
Bugun...
Reklam
Advert
Vergi Adaleti


Cumhur ÖZTÜRK Açı-Yorum
unyevizyongazetesi@gmail.com
 
 

“Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır” yazısını vergi dairelerinde görmüşsünüzdür.

Eğitimden sağlığa, ulaşımdan iletişime ve varıncaya kadar hizmet etmek zorunda olan devlet için en önemli gelir kaynağı, vergidir. Kutsallığı da buradan gelmektedir. Yediden yetmişe tüm vatandaşlara hizmet yapılabilmesi için herkes kazancı doğrultusunda vergisini vermelidir.

Doğrudan ve dolaylı olmak üzere iki türlü vergi toplama sistemi bulunmakta…

Herkesin kazancı doğrultusunda ve yaptığı işteki kazanca göre doğrudan alınan vergiye “doğrudan vergi”, kazancın dışında harcamaya dayalı olarak satın alınan ürünlerin üzerine konularak toplanan vergiye: “dolaylı vergi” denmektedir.

Çok kazanandan, çok; az kazanandan, az vergi almanın adı “vergi adaletidir.”

Biz dar gelirlilere göre çok kazanan, ciroları milyon ya da milyarları bulan kişilerin vergi verme düzenlemelerine bir bakalım: Kurumlar vergisi, KDV, gelir vergisi, özel tüketim vergisi gibi birçok vergiye tabidirler. Ancak bu kişi ya da işletmelere çeşitli kolaylıklar sağlanmış durumda. Örneğin kendine aldığı ve piyasa değeri milyonları bulan lüks otomobilini, eşi ve bakmakla yükümlü olduğu çocuklarına aldığı arabaların ücretlerini ve bu lüks otomobillerin yakıt giderlerini matrahtan düşebilmekte. İşyerine aldığı mobilyadan, işyerinde içtiği çaydan kullandığı kaleme varıncaya kadar bu kalemleri artırmak mümkün.

Hatta lokantalarda yediği yemeğin ücretini dahi düşebiliyor. Özel okullarda ya da üniversitelerde okuttuğu çocukların ücretlerini de matrahtan düşebilmekte. Yurt dışına ihraç ettiği ürün için yurt içinde ödediği, hammadde, enerji, ulaşım gibi her türlü üretim kalemine verdiği KDV’yi geri alabiliyor.

Şimdi, bizim gibi dar gelirli işçi ve memurların vergilendirme düzenlemelerine bakalım: İşe gidip gelirken verdiği otobüs ücretini matrahından düşebilen işçi ya da memur yoktur. İşi için bırakın araba almayı, üzerine aldığı takım elbisenin ücretini matrahından düşemez. Ailesi ile yediği yemeğin bedelini matrahından düşemez. Neden düşemez? Bu hak neden dar gelirliye tanınmaz da çok gelirliye tanınır? Üstelik dar gelirli insanlarımızın ödedikleri vergi miktarı arttıkça ödedikleri vergi de artar. Örneğin: Ocak ayında aldığı maaş ile aralık ayında aldığı maaş arasında 600 liraya yakın fark bulunmaktadır. Ödediği vergi matrahı arttıkça daha çok vergi öder…

Dar gelirlinin ödediği vergi, ona daha fazla vergi olarak dönerken; çok gelirlinin yediği yemek bile ona daha az vergi olarak dönmektedir. Fabrika sahibi bir insanın çocuğu devlet tarafından desteklenmek amacı ile “bursluluk sınavına” girebilmekte; memurun çocuğu ödediği verginin fazlalığı nedeniyle “bursluluk sınavına” girememektedir.

Sonuçta: Çok kazananın az vergi verdiği, az kazananın çok vergi verdiği bu sistemde bütçe açıkları oluşması kaçınılmazdır.

Peki, bütçede oluşan bu açık nasıl kapatılıyor?

Ekmekten süte, sebzeden meyveye, giysiden içtiğimiz suya varıncaya kadar sürekli “dolaylı vergileri” ödüyoruz. Doğrudan vergi alamadığımız için dolaylı vergiyi alıyoruz. Bu sayede oluşan maliyet, ürüne yansıyor ve zamlar kaçınılmaz oluyor.

Antalya halinde bir lira olan domates, Ünye’de altı lira oluyor ya; komisyoncusundan, nakliyesine, hal çıkışından, pazar yeri işgaliye ücretine, çalışan insanların sigortasına, vergisine varıncaya kadar ödediği “dolaylı vergilerle”…

Elbette bütün zamların sebebi vergi değil. Plansız üretim, çağın gerisinde kalma ve biriken iç-dış borç faizleri de zamma sebep olmaktadır. Ama temelinde sistem sorunu olduğu anlaşılmadır. “Çok kazanandan çok, az kazanandan az” vergi almak hem gelir adaletsizliğini azaltacak hem de toplumsal barışı güçlendirecektir. Çok gelirlinin ödemediği vergiyi, toplum olarak dolaylı vergilerle ödemek zorunda değiliz.

Çok gelirliden de kazancı oranında vergi alınmalıdır ki “vergilendirilmiş kazanç kutsal” olsun. Ayrıca çok gelirliye tanınan muafiyetler, dar gelirli insanlarımıza da sağlanmalıdır. Dar gelirli de; çok gelirli gibi harcamalarını matrahtan düşebilmelidir, bu çifte standart hiç adil değildir.

“Harcamayı esas alan” değil “kazanmayı esas alan” sistemle dar gelirli insanlarımız ile milyonluk arabalara binenlerin aynı vergiyi ödemesi önlenir.

Vergi adaleti; herkese, her alanda mutluluk getirecektir.



Bu yazı 1448 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Mevlüt Öztürk
16-11-2021 01:10:00

İyi araştırılıp, güzel örneklerle anlatılan vergi adaletsizliği tespiti için yazarı kutlarım.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI