Reklam
Bugun...
Reklam
Advert
Tarikat


Cumhur ÖZTÜRK Açı-Yorum
unyevizyongazetesi@gmail.com
 
 

Sözlük anlamı: “Yol” demektir. Bunun dışında, Peygamberin yaşamını esas alarak Tanrı’ya ulaşma yolu-tasavvuf yolu- da deniliyor.
İslam’ı yaşamak için tarikata girmek şart mı? Tanrı’ya giden yol, tarikattan mı geçiyor?
Bilimsel düşünme, soru sormayla başlar. Soru sordukça gerçeğe ulaşabilirsiniz. Yukarıdaki iki soruya siz cevap veriniz.
Eğer, böyle bir yol olsaydı; Kuran-ı Kerim’de bundan bahsedilmez miydi?
Neden yok?
Hz. Muhammet’in sağlığında tarikat var mıydı? Buna ben cevap vereyim, yoktu. Peygamber efendimiz böyle bir yol olsa, tarikatı kendisi kurmaz mıydı?
Dört Halife döneminde var mıydı? Yine ben cevap vereyim, yoktu. Kuran’da yok, Peygamberin sağlığında yok, Dört halife döneminde yok…
Ne zaman ortaya çıktı? İslam’da bölünmeler, mezhepler ortaya çıktıktan sonra…
Mezhepler, inanç veya ibadet farklılıklarından doğdu.
Tarikatların doğma nedeni farklı. Okuma bilmeyen ve dolayısıyla Kuran’ı anlamayan halk, kendisine Kuran’ı okuyup anlayan bilim sahibi kişileri kendilerine rehber edinip, onun söylediklerini “din adına” yapmaya başlamasıyla doğdu.
İşte burası önemli… “Din adına” söz söyleyebilme… İnsanlara her istediğinizi yaptırabilme gücü kazandırıyor.
Dünyanın en dürüst insanı bile, böyle bir gücü kullanırken, bir süre sonra “Güç zehirlenmesi” hastalığına yakalanır. Nedir güç zehirlenmesi? Yaptığı her şeyin doğru ve kusursuz olduğuna hatta kendisine karşı gelmenin dine karşı gelme olduğuna inanması.
Bu zehirlenmenin sonucunda tarikatın başı-şeyh-Tanrı gibi kutsal görülmeye başlanıyor. İşte şeyhlerin size dokununca hastalıkları iyileştirme palavralarının kaynağı da bu…
Ülkemizde; Atatürk, tekke ve tarikatları kapatarak bu sapkınlıklara son vermişti. Özellikle İngilizlerin teşvik ve desteği ile tekrar kuruldular. Mareşal Fevzi Çakmak Paşanın dediği gibi “Tarikat ve cemaatler, İngilizlerin ileri karakollarıdır.”
Amaçları Atatürk’ü karalayarak Atatürkçülüğü Türkiye’den kaldırmak ve Türkiye’yi; Pakistan, Irak ya da Suriye gibi yapmaktır. Yakın zamanda Amerika’nın “cemaat” adı altında kurduğu feto yapısının bizi ne hale soktuğunu hatırlayın. Fevzi Paşanın dediği gibi bu tarikatların amacının dine hizmet etmek olmadığını anlarız.
Tarikat ne iş yapar da bu kadar parası olur? Holdingleşen, devasa sermaye gücü biriktiren yapılar, dine nasıl hizmet etmektedir? Dine hizmet etmenin yolu, Tanrı’ya giden yol-tarikat-bu mudur? Ticarethane gibi çalışıyorlar, fakir olan tarikat ve cemaat görebilir misiniz? Bu tarikatları; dini yönden, mali yönden denetleyen var mı?
“Güç zehirlenmesi” içinde; küçük çocuklara, kadınlara, erkeklere her türlü sapkınlığı yapma özgürlüğü ve hakkını kendilerinde görmektedir. “Hele bir İslam ülkesi olalım” diyen Uşşaki şeyhi Fatih Nurullah gibi “Atatürk heykelleri puttur” diyerek Atatürk heykellerine saldırıları ilk başlatan Ticani tarikatı şeyhi Kemal Pilavoğlu’nun da müridinin on iki yaşında bir erkek çocuğuna tecavüz etmekten tutuklandığını biliyor muydunuz? Rezilliklerini, pisliklerini daha fazla anlatmaya dilim varmıyor, yazmaya kalemim gitmiyor.
Üzüldüğüm nokta şu ki: Bütün bu olup bitenlerden sonra bile hâlâ bu sapıklara çocuk emanet edebilenler var ya... Sözün bittiği yerdeyiz…



Bu yazı 1419 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI