Reklam
Bugun...
Reklam
Advert
Karma Eğitim


Cumhur ÖZTÜRK Açı-Yorum
unyevizyongazetesi@gmail.com
 
 

Kadın olmak zordur. Erkeğe, her şeyi yapabilme özgürlüğü varken kadın, her şeyi yap(a)mamalıdır. Namus, kadında aranır. Davranış kontrolü, kadında aranır. Yuvayı yapma, kadının görevidir. Çocukları beslemek, büyütmek ve yetiştirmek, kadının görevidir. Bunca sorumluluğu ve görevi yaparken erkeğin yanında eşitliği var mıdır?

Olmadığı için olsa gerek ki kadınlara karşı “pozitif ayrımcılık” yapılması yasal olarak istenmiştir. Kamu kurum ve kuruluşlarında, yönetim ve temsil alanlarında erkekler tamamen hâkim olmasın diye “kadın kotaları” zorunlu kılınmıştır. “Pozitif ayrımcılık” ve “kadın kotası” bile kadının, erkeğin yanında eşit olmadığının en büyük kanıtıdır.

Peki, bu eşitlik nasıl sağlanacak?

Bireyin toplum içinde olabilmesi için ya bir şeylere sahip olması ya da bir şeylere sahip olabilecek bilgi, eğitim ve donanımı olması gerekir. Eğitim, burada birincil önemdedir. Bireylere cinsiyet ayrımı yapmadan bilgi, eğitim ve donanım sağlayacak eşit eğitim olanağı sunulmalıdır. Eğitimde yapılacak her türlü ayrımcılık ve ötekileştirme; kadını dışlayacak ve ikincil statüde olmasını sağlayacaktır.

Eğitim için konuşursak: Bu ayrımcılık nelerdir?

Kız çocuklarının okumamasını, okutulmamasını; ev işlerini öğrensin, “anne” olmayı öğrensin düşüncesini hemen ilk sırada sayabiliriz.

“İlla okuyacaksa ayrı okullarda okusunlar” düşünceleri ile oluşan bakışı da buna ekleyebiliriz. “İlla aynı okullarda okuyacaklarsa bari yan yana oturmasınlar” düşüncesi ile oluşan bakışı da unutmamalı…

İlk ayeti “Oku” ile başlayan bir din düşünün. Kadın erkek ayrımı yapmadan “oku” diyen bir din, yukarıdaki üç gerekçeyi söyleyebilir mi?

Kendinde önce indirilen Yahudilik dininde: “Bir kadın, kız çocuk doğurursa erkek çocuk doğuruncaya kadar cenabet sayılır” anlayışı varken. Yani kadın olmak bu kadar aşağılanmışken kız çocukların diri diri toprağa gömülmesini yasaklayan bir din, yukarıdaki gerekçeleri veya herhangi birini söyleyebilir mi?

Kendinden önce indirilen Hıristiyanlık dininde: ”Cennetteki yasak elmayı Hz. Adem’e Hz. Havva yedirmiştir. Kadın, erkeğe günah işletir. Kadın, şeytanın yeryüzündeki görüntüsüdür” anlayışına sahipken; kadına miras hakkı tanıyan peygamberin mensupları böyle düşünebilir mi?

Elbette böyle düşünmez. Peki, ne oldu da bu düşünceler dinde varmış gibi algılandı? Toplumlar birden değişmez. Dinlerini değiştirseler bile eski inançlarını yaşamaya devam eder. Türklerin İslam’a geçtikten sonra Gök Tanrı inancına ait bir çok kültürü devam ettirmesi gibi. Müslüman olan Türklerin Anadolu’da kurduğu medreselerinin adının “Gök Medrese” olması küçük bir örnektir. Düğünlerden cenaze törenlerine kadar değişik türdeki inançlarımızı İslam olarak yaşamaktayız. “Biz Kuran’ı ölülere değil dirilere gönderdik” ayetine karşın mezar başında Kuran okumamızı da bu inançlarımıza bir örnek olarak verebiliriz.

Bu bağlamda Hz. Muhammet öldükten sonra Arap coğrafyasına hakim olan “ataerkil (erkek egemen)” kültür öğelerinin İslam’a girerek dinde varmış ve din bunu emrediyormuş gibi anlaşılması; bize bu algıyı yaratmıştır.

İslam, Yahudilik ve Hıristiyanlıkta var olan ve kadınları ötekileştirmiş anlayışa karşı devrim yaparak kadını toplumda birey olarak gören anlayışı getirmiştir. Kadınların bir mal gibi alınıp satılmasını yasaklamıştır. Kız çocuklarının diri diri gömülmesini yasaklamıştır.

Hz. Muhammet eşi Hz. Ayşe’nin mirası ile ticaret yapması çok önemlidir. Hukukçular bilir “Miras” sizin toplumda var olduğunuzun, değer olduğunuzun en büyük kanıtıdır. Hz. Ayşe’nin mirası ile kadınlar birey olarak toplumda var olmuştur. İslam dini buyken kimse bana: “Kız çocuklarını okutmayın, Kızlarla erkekler aynı okullarda okumasınlar, Kızlarla erkekler yan yana oturmasınlar” söylemlerinin din adına olduğuna inandıramaz. Benim bildiğim, insanlar arasında ayrımcılık yapmak günahtır.

Geçtiğimiz günlerde Bursa’da sözüm ona bir okul müdürü kız öğrenciler ile erkek öğrencilerin ayrı oturmasını emreden bir yazı yazmış. Yazının ortaya çıkmasıyla sözüm ona okul müdürü görevinden alınmış. Ardından da sözüm ona okul müdürünün ait olduğu sivil toplum kuruluşu olan sendika; “kız çocuklarıyla erkek çocukların yan yana oturmaması” işleminin doğru olduğunu savunarak malum kişiye sahip çıkmışlar ve malum kişi, göreve iade edilmiş.

Kadınların toplumda ötekileştirilmesine, ikincilleştirilmesine sahip çıkmanın nerede yeri var, bilemiyorum.

Kadını ötekileştirmeye, ikincilleştirmeye değil de Peygamber sünnetine sahip çıkılsa, doğruya, hakka, eşitliğe sahip çıkılsa günah mı olur?



Bu yazı 1387 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI