Bugun...
“Tek Devlet…” le Başlayan Hamaset ve Takiyye


Yüksel Şahin Karşı Pencere
unyevizyon@hotmail.com
 
 

        Eleştirel yaklaşım, salt eleştirmek, tenkit etmek, varılan çözüm ya da yapılan hizmetleri yermek anlamında ele alan bir yaklaşımı öncelemez. Sorunlara, çözüm ya da hizmetlere alternatif çözümler sunan yaklaşımdır. 
        İşte insanımızın beceremediği budur: eleştirel yaklaşım…
       Sunulanların alternatif başka çözümleri olmadığı şeklinde bir bakış açısı ile değerlendirmede bulunan çoğunluğun, bu üslubunu değiştirmediği, olaylara, sunumlara eleştirel yaklaşmadığı sürece de aynı hatalarda ve iktidarda ısrar edileceğini göstermektedir. 
        * 
        Buraya nereden geldik?
        AKP-MHP arasında ittifakın düşünüldüğü o sürecin öncesinde birbirlerine her türlü hakareti yapanların, söylemediklerini bırakmayanların hakaretin yanı sıra birbirlerinin ilke ve idealleri alanlarına giren tüm kutsal bildikleri değerleri nasıl aşağıladıklarını, tekmelediklerini ve en önemlisi ayrıştırıcı nefret dilini nasıl kullandıklarını hatırlayın…
       Meselâ, milliyetçiliği ırkçılıkla özdeşleştirip, örtüştürenler onu ayaklar altına almadılar mı?
       Kendilerini “eşref-i mahlûkat” yerine koyup, milliyetçileri, “bozkurt” iması ile bilmem ne yerine koymadılar mı?
       “Bu ülkede sadece Türk yok.” Diyerek, otuz altı etnik kimliği “Türk milleti” kavramına önceleyenler tek millet kavramını ret etmediler mi? 
      Federasyon kavramını, “Başkanlık federal sistem olmadan ikmal edilmiş olmaz.” diyerek en şiddetli şekilde federal yapıyı savunmadılar mı?
      “Türk bayrağı üzerine, otuz altı etnik kimliği temsilen otuz altı yıldız da konulsa; ay-yıldızın altına PKK’nın renkleri olan sarı-turuncu-yeşil renkleri de koysak ve dahi, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti ismi yerine adına da “Anadolu Federe Devleti desek ne olur? “ demediler mi?
 Anayasa’dan “Türk” kavramını kaldırma imasında bulunmadılar mı?
       Geçtim Türk milleti yerine, “İbrahim milleti”, “ümmet”, artık hangi milleti kast ediyorlarsa bilmiyorum,  “millet”  kavramını yerleştirmeye kalkmadılar mı?
       Etnik kimliklerin kendi dilinde eğitimini savunmadılar mı?
       Etnik kimliği, farklı renkler ve dil ile ortaya çıkanlara belli bir coğrafyada, başkanlık karşılığı özerkliği düşünmediler m? 
       Ve ittifakın kesinleşip bir protokole bağlandığı bu günlerde Cumhurbaşkanımız çıktı, “Bu ittifak ümmetin birliği için çok önemliydi.” dedi.
       Buradan hareketle, ittifak sonrası dillerinden düşürmedikleri sloganlara bakar mısınız: “Tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek dil”…
       Şimdi, geçmişte ret ettiği bu değerleri bu gün savunanların;
       Millet yerine ikame ettikleri ümmet kavramını en sesli bir şekilde dillendirenlerin;
       Soruyorum, bu gün “tek devlet, tek bayrak, tek millet, tek vatan, tek dil” gibi bir hassasiyetleri olması mümkün mü?
     *
     Yeni bir sloganları daha var ve bu günlerde sıklıkla kullanıyorlar kongrelerinde: “Yerli ve milli”...
     Ülkesinin silahlı kuvvetlerine kumpas kurulurken, “T.C ile hesaplaşıyoruz…” diyenlerin;
     TSK’nın, dolayısı ile ülkesinin en mahrem yeri “Kozmik Oda”sını Fetö aracılığıyla, “her sıkıştıklarında, “Ey ABD!” diye efelendikleri ABD’ye teslim edenlerin; 
     Hele PTT’nin “T”si ülkenin en gizli kalması gereken kripto merkezlerden biridir; gizliliği tartışılmaz. Özelleştirme adı altında bu iletişim üssünü yabancılara satanların;
     Sivil hava yolları yabancı pilot çalıştırmakta ve bunlardan yaklaşık 400’ü Yunanlı…
     Malum, askeri havaalanları askeri sırdır. Öyleyken bu pilotların askeri havaalanlarına
inmesine müsaade edenlerin;   
     On sekizi yerleşime açık yaklaşık 157 adası Yunanistan tarafında işgal edilirken ses etmeyip, “Afrin’i PYD’den temizledik!”diye, Afrin üzerinden hamaset üretip öğünenlerin;
     Bu gün, milyonlarca Müslümanın ölümüne neden olan Irak ve Suriye’deki faktö durum bir ABD projesi olan “BOP”un sonucudur. Bu “Büyük Orta Doğu Projesi”ne eş başkanlık yapanların;
      Yine bir ABD projesi olan, Tunus, Libya ve Mısır ve Yemen’de sürdürülen ve binlerce müslümanın ölümüne neden olan “Arap Baharı” projesine destek çıkanların;
       Girin sosyal medyaya, bir grup Ak Troller, Cumhurbaşkanımızın müziğini beğenmediği İstiklâl Marşımız,  Çağrı filminin başlangıcındaki Arap müziği eşliğinde okuyor; halk tepkili;  “Ne yapıyorsunuz; olmaz böyle bir şey” diyerek hesap sormayanların; 
      Cumhuriyetin kazanımları yetmiş beş milyar dolara özelleştirme adı altında ki, içlerinde İsrailli olan iş adamları var, yabancılara satanların;
       Şeker fabrikaları ABD istedi diye özelleştirilerek yabancılara satılıyor; geçtim, 2780 km kare büyüklüğündeki tarım toprağını boşa çıkarıp, iki milyon çiftçiyi işsizliğe terk edenlerin;
      Neyi amaçladıkları şimdilik meçhul; Zonguldak T.T. Kurumunu kapatmayı düşünürken işçilerinin akıbetini zerre dert etmeyenlerin;
      Meclis’e, “Atatürk’ün askerleriyiz” yazan tişörte tahammül göstermeyip, Arap milli kıyafeti olan cübbe ve sarıkla gelenleri görmezden gelenlerin; 
      Ülkemizde 3,5 milyon Suriyeli var. Çoğu tekstil sektöründe vasıfsız işçi statüsünde çalışmakta ve bu yapılırken kendi işçimize yol veriliyor. Çıktı İktidarımızın ekonomiden sorumlu bir yetkilisi, “Suriyeli işçiler çalıştırılmasaydı, tekstil sektörü pahalı çalışan Türk işçilerle krize girerdi.” dedi. Bu densiz cümleyi sarf edenlerin;
      Köprü ve metro için geçiş kotasını doldurmadığımız için 2017 yılında devletin ödemeyi taahhüt ettiği bir milyar beş yüz milyon dolarlık ceremeyi millete çektirenlerin, yapım aşamasında ve sonrasında bunları yabancılara pazarlayanların; 
      Cumhurbaşkanımızın kendi ifadesi, “Tarım ürünleri üretiminde kendi kendine yeten yedi ülkeden biriyken bu gün dışardan tarım ürünleri ithal 

diyoruz…” diyenlerin; 
      Geçmişte “Coco Cola” ismi için, “Tersten okunduğunda “La Muhammet, La Mekke” yazıyor diye diye şikâyet edip kafa bulandırmışlardı! - la burada yok anlamındadır-  
      İsrailli bir iş adamının yaptırdığı Coco Cola fabrikasını hayırlı olsun dualarıyla açanların;
       Dolar 4 lira, Euro 5 lira; bu işin ekonomik ve maddi boyut; bir de Afrin’ nin ne olduğunu yaşayanlar var. Mesela:
       Gidin şehit ana-babalarına, eşlerine, bebelerine, çocuklarına, doğduğunda doğmamış bebelerine sorun Afrin ’den ne anladıklarını…
       Şimdiden kendilerini sıraya yazanların, “Reis Afrin ‘den bir şey anlamadık, bizi Mümbiç’e” götür sloganı atarak yalandan ve siyaseten kahramanlık taslayanların; “yerli ve milli” gibi bir hassasiyetlerinin olması mümkün mü? 
     Özetle:
     Olursa da her sıkıştıklarında çıkarlarına evrilerek yerleşik sloganlarını terk edip sürüme soktukları yeni sloganların samimiyetine nasıl inanacağız ya da bundan sonra da inanacak mıyız sorun burada…
     



Bu yazı 1006 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI