Bugun...
Gel de İnan


Yüksel Şahin Karşı Pencere
unyevizyon@hotmail.com
 
 

 Malumunuz beş ay sonra yerel seçimler var. Haliyle partilerde şimdiden adaylarını belirleme ya da ittifak arayışları var.
     Bunlardan biri de MHP…
     Cumhur ittifakını yerel seçimlerde de sürdürme girişimleri sonuçsuz kalıp akamete uğrayınca aday belirleme çalışmalarını hızlandırdı ve özellikle büyük şehirler için Nasrettin Hoca’nın Akşehir gölüne maya çalması gibi “ Ya tutarsa” kabilinden isimler ortaya atıyor.
   Basından, sosyal medyada takip ettiğimiz kadar MHP’nin Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanlığı için belirlediği isim, AKP’nin baskı ve şantajlarla görevden aldığı eski Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı M. Gökçek.   
     Bahçeli konuyu kamuoyuna da: “M. Gökçek partimizden aday olursa şeref verir!” diyerek duyurdu.
     Hatırlayın…
     M. Gökçek Fetö için, “Hoşgörü, diyalog, barışın simgesi” yaklaşımları ile methiyeler döşeyen biri…
     AKP sözcüsü H. Yazıcı’nın: “İş osun diye görevden almadık.”, B. Arınç’ın: “Ankara’yı parsel parsel sattı!” çıkışında da Fetö iması vardı. 
     Cumhurbaşkanı’nın, “ İstifanı ver.” çıkışına direnen M. Gökçek’in direncinin de yolsuzluk dosyaları ve Fetö suçlaması ile kırıldığı gazetelere konu dahi olmuştu.  
     Birini karalamak ve siyaseten itibarsızlaştırmak adına M. Akşener’e attığı iftiralardan D. Bahçeli’nin Fetö hassasiyeti de biliyoruz!
     Yapılanın:
     Sözde Fetö hassasiyeti zirve yapmış birinin, iftira değil, işbirliği yaptığı resmen neredeyse tescillenmiş birini, “Şeref verir…” diyerek partisinden aday gösterme düşüncesi, Fetö çıkışının da hassasiyetinin de konjonktürel olduğunu görmemiz açısından önemlidir.
     Hatırlarsanız yemini vardı:
     “TC’yi yerine koymazsam, “Andımız”ı okutmazsam, hesap sormazsam namerdim.”
     Aksine işbirliği yaptı. 
     Haliyle, 180 derece dönmesini; zıt köşeleri çok çabuk almasına, çark etmesine alıştığımız birinin onca söylenenlerinin samimiyetine ve dahi bundan sonra söyleyeceklerine şimdi gel de inan.
     ***
     Yine hatırlatmadan geçemeyeceğim. 
     Cumhur ittifakının yerel seçimler içinde devam etmesinin başkanlık rejiminin tartışılmaması adına önemli olduğunu vurguladığı günlerde D. Bahçeli çıktı İstanbul için basına, “Kazanamayacağımız yerden belediye başkanı adayı gösterecek kadar aptal değiliz.” demişti. 
     Yıllar içinde kazanamayacakları yerden aday olarak partilerini temsil edenleri, bu anlamda maddi-manevi fedakârlıkta bulunup gece-gündüz mesaisini bu işe harcayan, bedenen yorulan adayları rencide eden düşüncesizce yapılan bir açıklama…
     Cumhur ittifakının büyük paydaşı ile yaşanan tek taraflı çıkar uyuşmazlığı sonuçlanan, akamete uğrayan girişim sonrası MHP İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı adayı olarak B. Dalan’ı düşündüğünü açıklamıştı.
     B. Dalan direk malum yere, “aptala değilim” yerine, “ Aklımı peynir ekmekle yemedim!” göndermesi ile kapıyı kapattı.
     O aşağılayıcı kelimeden sonra soru şu:
     Partilerini yerelde temsil noktasında İstanbul ve dahi farklı yerlerde kazanamayacakları halde aday olacak ve yaptıkları maddi-manevi fedakârlık o malum kelimeyle değerlendirilecek kişileri hadi buldun; aday olacaklara o malum kelimeyi söylemeyeceği kesin de şimdi o söyleyeceklerine gel de inan.
     ***
     Bir türlü mantığa oturtamadığım bir durum yaşanıyor Jandarma Teşkilatında.
     Anlatayım…
     15 Temmuz darbe girişimi sırasında darbecilere karşı direnen Jandarma Teşkilatı’nda görevli subayların kahramanlık haberlerini gazetelerden okumuşsunuzdur. 
     Gel gör ki:
     Darbe girişiminde yararlılık gösteren sivil, asker, polis gazilere “Övünç Madalyası” yanı sıra maaş ödülü verilmiş maaşı olmayanlara da gazilik maaşı bağlanmışken aynı yararlılığı gösteren Jandarma Teşkilatı subayları anlaşılmaz bir şekilde bunlardan muaf tutulmuştu. 
     Şimdi o subayların: 
     Terfisi engelleniyor;
     Kimi subaylar pasif görevlere ataması yapılarak pasifize ediliyor;
     Durumları uygun olanların emekliliği istenerek emekliye sevk ediliyor;
     En önemlisi de kimi Jandarma personeline 15 Temmuz darbe girişimini engellediği ve yararlılık gösterdiği için koruma kararı çıkarılmasına rağmen sonrasında hiçbir gerekçe gösterilmeden bu koruma kararı kaldırılarak hedef gösteriliyor.
     Şimdilik iddia tabi…
     Konu ile ilgili olarak İyi Parti İstanbul milletvekili A. Çelik bu iddiaları Meclis gündemine taşıyarak, İç İşleri Bakanı S. Soylu ile Milli Savunma Bakanı H. Akar’ın cevaplanmasını istediği soru önergesi verdi.
     Önergede:
     Fetö ile mücadelede etkili olan, içlerinde pilotların da olduğu kaç subay emekli edildi?
     Kimi subaylar pasif görevlere çekildiği söyleniyor; bu tasfiyenin nedeni? 
     Söylenti doğru ise emri kim ya da kimler verdi?
     Bazı rivayetler var tabi…
     Malum, TSK’ya sızan değil yerleştirilen Fetöcüler tarafından yıllarca TSK içindeki subayların, “Atatürkçü”, “Milliyetçi”, “Solcu”, vs. zaafları var diye fişlendiği kumpas davalarında ortaya çıkmıştı.
     Acaba diyorum, iktidar bu fişlemelerden hareketle teşkilatta, kabulleri, dünya ve siyasi düşünceleri doğrultusunda, kendi kadrosunu oluşturmak üzere bir tasfiye girişimi mi başlattı?
     Geçtim; Fetö ile ilgili verilen ve ret edilen araştırma önergeleri geliyor aklıma…
     Fetö araştırılsın; hayır!
     15 Temmuz darbe girişimi araştırılsın; hayır!
     Fetö borsası iddiaları var araştırılsın; hayır!
     15 Temmuzun siyasi ayağı araştırılsın; hayır!
     Haliyle böyle bir durum da söz konusu olunca bir türlü bir mantığa oturtamadığım durum yaşanıyor ve ister-istemez insan şüpheleniyor… 
    Soru şu: Fetö ile mücadele ediliyor mu yoksa mücadele ediliyor gibi mi yapılıyor?
    Haliyle, “Hain darbe girişiminde bulunan Fetö ile mücadele ediyoruz…” diyenlere gelde inan.
    *** 
    Yerel seçimlere aylar kala partiler, aday adayı kabulleri yanı sıra bir yandan da büyük şehir belediyeleri için aday belirleme ve ikna çalışmalarında…
     Geçenlerde Cumhurbaşkanımız, olası yerel seçim sonuçları sonrası çıkacak tabloyu kast ederek, “Teröre bulaşmış kişiler tekrar sandıktan çıkarsa beklemeden kayyum atarız.” dedi.
     Sanırım kast ettiği Fetö ve PKK terörü ile ilişkilendirilenler ya da kendi kabullerine uymayanlar!
     Daha seçime aylar var; sorum şu: Fetö ve PKK terörü ile ilişkilendirilen birileri varsa ve bu durum tanık ve delillerle destekleniyorsa niye hak ettikleri yerde değil de dışarıdalar?
     Ha cezasını çekti ve dışarda ise bu durumda da kısıtlı olmaları gerekmiyor mu?
     Daha da önemlisi aday başvurusunda bulunacak kişiler Yüksek Seçim Kurulu’na sabıka kaydı vermek zorunda değiller mi?
     Geçtim kurum ayrıca kendi soruşturmasını da yapıyor mu? 
     Onca tedbire rağmen hadi diyelim başvuran biri ya da birileri onca güvenlik soruşturmasını aşıp seçime girdi ve seçildi, hadi kayyum atayarak sorunu hallettin peki burada zafiyet gösteren kurumun ayrıca sorgulanması gerekmiyor mu?
     Özetle:
     Bunların hepsi bahane; bana öyle geliyor ki, kendi kabulleri dışında biri ya da birileri yerel seçimlerde belediye başkanlığını kazanırsa “var hakemi” devreye girecek; olmadı KHK’ler!     Haliyle, “Türkiye’de yargı bağımsız”; “Halkın iradesine kimse ipotek koyamaz” diyenlerin sözüne gelde inan…

 



Bu yazı 770 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI