Bugun...
(Ünye’ye) Parasız da Hizmet Yapılabilir mi?


Yakup HALICI Bugün Pazartesi
unyevizyongazetesi@gmail.com
 
 

Bazı devirler vardır, her şeyi ile şanssız devirlerdir.

Galiba,

Başkan Hüseyin Tavlı’nın devri de böyle olacağa benzer. Her yönü ile geçmişin bütün olumsuzlukları sırtında olduğu gibi; Merkezi hükümetinde durumu pek içler açıcı değil.

Devraldığı borçlar ve yapması gereken mutat görevleri bir yana… Ünye’yi bir gömlek yukarılara taşımak hayli zor görünüyor.

Ama bazı devirler de vardır ki fırsatlar yaratır. İmkânı geniş olanların akıllarına getirmedikleri ya da tenezzül etmedikleri; Aslında önem arz eden sorunları çözme fırsatı verir.

Bu girişten sonra konumuza bir anımızla devam edelim;

Bundan yıllarca önce Ünye dışından gelen misafirim “siz Ünyeliler Sosyalist misiniz?” diye sordu. Nereden çıkardın bunu dediğimde “sizin yayalar otomobilleri görünce kenara çekilmiyorlar.

Aksine daha da yavaşlıyorlar. Belli ki sizde mülke karşı bir düşmanlık var. Ya da serde kabadayılık mayanız olmuş.”

Böyle bir davranışın ne gibi analizlere yol açacağını Ünyeli olarak kırk yıl düşünsem aklıma gelmez. Ama dışarıdan Ünye’ye ilk gelenlerin şehrimizin sokaklarında gezerken ne gibi kanaatlere varacağını kestirmemiz, bilmemiz mümkün değil.

Her gün kanıksadığımız bir şey hakkında fikir yürütmek anlamsız gelir bize. Ama gelin görün ki; Bir şehrin kimliğini ortaya koyan şeylerde kanıksadığımız, olağan kabul ettiğimiz şeylerdir.

Kocaman siteler, yemyeşil parklar veya geniş caddeler şehrin kimliği, bir başka ifade ile medeniyeti hakkında bizi bilgi sahibi yapmaz.

Ancak zenginliğe delalettir. Zaten fazlası da görgüsüzlüğü ifade eder. Her ne kadar zenginlikle medeni olmanın sıkı ilişkileri vardır zannedilse de… Hiç ilişkisi yok denecek kadar azdır.

Diyelim ki,

Bir Çarşamba günü halk pazarına gittiğinizde, satılanların çeşitliliğinden ya da fiyatlarından ziyade malın pazarlanış biçimi ile esnafın alıcıya olan davranışlarıdır medeniyet.

Ya da,

Şehrin merkezinde, Çınarın dibinde dana gözü gibi Ünye yazısı gelen yabancılar için ne ifade eder ve akabinde ne düşünürler? Nitekim Ünye Müzesine ticarethane tabelası gibi “Ünye Müzesi” yazıldığında bir hayli gülüşmelere yol açmıştı da gelen ikazlar sonunda kaldırılmıştı.

Bunun ötesinde;

Tarihi Çınarın dibinde böyle neonlu yazıya hangi aklıevvel kurum izin verdi? Bunu gören konuklarımızın zihinlerinin bulanıp bulanmayacağını bilemem. Ama 20-30 metre ötede Hükümet Konağının önündeki Acısu Çeşmesinden su içmek isteyen bağrı yanmış misafirlerimizin midelerinin bulanacağından adım gibi eminim. İşte medeniyet bu tür şeylerle ölçülür.

Sayfam yeter mi? Şüpheli. En azından bir köşesinden başlamak isterim.

Göçler her zaman şehirler için handikap olmuştur. Yavaş ilerleyip, kontrol altında tutulduğunda sorun yok. İşgücü, kültürel zenginlik, ekonomik büyüme vs…  Hatta faydalı da olur. Hızlı ve kontrolsüz göç alma derttir, yöneticilerin korkulu rüyasıdır.

Fakat…

Göçler durduğunda ya da yavaşladığında asıl dert o zaman başlar. Ama yönetimler için de fırsattır.

Derttir, çünkü gelenler şehirli olmanın ne demek olduğunu henüz kavramamışlardır. Şehri geldikleri yer gibi zannederler. En basiti sokağın iki ucunu kesip düğün yaparlar. Ya da sokağın ortasında Ramazanda ateş yakıp yufka pişirirler. Veya esnafın hart-zurt, minnetsiz halleri…Bunlar ilk aklıma gelenler. Örnekler çoğaltılabilir.

Ama yönetimler için de fırsattır. Tabii ki hedefinin ne olduğunu ve ne yaptığını bilen yönetimler için. Sonunda işin içinde ele ayağa bulaştırmak da var.

Fırsattır demiştim… İşin başında iken yeniyi uygulamak, kurgulamak kolaydır. Çünkü alışkanlık haline gelen yanlış kuralları düzeltmek zordur. Demem o ki; Toplum kendi kendine kurallar, alışkanlıklar icat etmeden yönetimler müdahale etmeli.

Bunun için yönetimler son derece basit bir soru ile işe başlayabilirler. (Her şeyi ile) Medeni bir şehir nasıl olmalı? Mahallelisi, esnafı, pazarcısı ile velhasıl (özelde) Ünye ahalisi olarak topyekûn medeniyet çıtamızı nasıl yükseltebiliriz?

Önce bu soruyu kendimize sorabilme cesareti göstermeliyiz. Sonra gerisi kolay… Nasıl olsa cevabı bulunur. Daha sonrası… Uygulama cesareti ve iradesi. Hepsi bu kadar… Bunun için paraya- pula ihtiyaç var mı?



Bu yazı 268 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI