Reklam
Bugun...
Nasıl Bir Başlık Atsaydım!


Yakup HALICI Bugün Pazartesi
unyevizyongazetesi@gmail.com
 
 

Yetmişli yılların sonu, seksenli yılların başı,

Yeni yetme mimarım. Belediyeye tasdikletmek için proje sundum. Belediye teknikeri projeyi açtı, evirdi, çevirdi… Sonra eline kalemi aldı üzerini çiziktirmeye başladı.

Projeyi neden çiziktiriyorsun?

(Umursamadan) Odaları şöyle de yapabilirsin.

-----------------

Yine o yıllarda (rahmetli babamın arkadaşı) bir müşterime mimarlığın ne olduğunu (uzun-uzun) anlatmaya çalışıyorum. Adam dikkatle dinledikten sonra “mimarın projeye imza atma yetkisi var mı?

---------------

Doksanlı yılların başları;

Ünye Mimarlar Odası başkanıyım. (Serde yazarlık var ya) Bir bülten çıkardım. Odanın bütün birimlerine gönderdim. Yazdığım köşe yazımın son cümlesi şöyle idi; “ Geçen gün denize nazır villamın terasında viskimi yudumlarken şunu düşünmeden edemedim; Vaktiyle Şili’deki işçi hakları için yürüyüş yapmamızın ülkem mimarlığına katkısı acaba ne kadar oldu?”

Buna bir not düşeyim: Bu yazı merkez şubedeki sicilimi çok kötü etkiledi.

----------------

Doksanlı yılların başında ihtisas ayırımı için Ünye Belediyesini (Genel Merkez) mahkemeye verdik. O zamanlar İnş. Müh. ve biz mimarlar statik ve mimari projelere (imar kanununa aykırı olarak) aynı anda imza atıyorduk. Belediyeler bunu kabul ediyorlardı.

Neticede davayı kazandık. O yıllarda da Ünye Mimarlar Odası başkanıyım. Zamanın Belediye Başkanına gittim. Kararın uygulanmasını istedim.

(Başkan harita mühendisi) Yakup yeni seçildim. Bana yılbaşına kadar müsaade et. Sana söz veriyorum, yılbaşında uygulamaya geçeceğim.

Sıkıntı yok başkan, bunca yıl beklemişiz, altı ay daha bekleriz.

Yılbaşında sözünde durmadı, ben de savcılığa suç duyurusunda bulundum. Bir hafta sonra Samsun Şubeden bir tebligat “lüzum görüldüğü üzere görevden alındınız”

Nedenini öğrenmek için şube başkanının makamına gittim. Baklayı ağzından çıkardı “Karadeniz’in biricik sosyal demokrat başkanını sana yedirtmeyiz.” Meğerse adam başkanla üniversitede yatakhane arkadaşıymış.

-------------------

Bundan üç-beş yıl evvel,

Ünye Mimarlar Odası yönetimine seçilen arkadaşı kutluyorum “siz yeni nesil mimarlar olarak mesleğimize bizden daha iyi sahip çıkacağınızı ve odamızı daha iyi yöneteceğinize inanıyorum.”

Eveledi, geveledi “abi ben aslında Mimarlar Odasının işlevine inanmıyorum.”

“Ulan mademki inanmıyorsun, neden aday olup seçildin?” Demeye utandım. Ama onda “babada pütür” yoktu.

-----------------

Bundan üç-beş ay önce belediyedeyim; Dört kişi masanın başında bir projeye odaklanmış hararetle konuşuyorlar. Belli ki projede yapılacak tadilatı tartışıyorlar.

Biri belediyenin mimarı, biri iş takipçisi, diğeri teknik çizimi yapan, bir diğeri ise yapı denetim firmasının sorumlusu…

Projenin müellifi, imza sorumlusu mimar nerede? Bir tek o yok. Bu manzara bana eline kalemi alıp projemi karalayan belediye teknikerini hatırlattı.

------------

Yine bir yıl kadar evvel,

Ekâbir takımından iki müşterimle büromdayım. Bir ara projeyi nasıl yapacaklarına dair tartışmaya başladılar. Ben dinliyorum. Tartışma öyle bir hal aldı ki sesler perdeyi aşmaya başladı. Müdahale etmek zorunda kaldım. “Siz bana paranızı neden verdiğinizi biliyormusunuz?” Cevap oldukça manidardı “biz proje çizmesini bilsek sana neden gelelim ki?” Anladım ki ben hala çizim elamanıyım, bunca yıl sonra bile mimar olamamışım.

--------------------

Bir hafta uğraştım etüt yaptım; Müşterinin vekili Harita Mühendisi arkadaşa verdim. Sabah geldi “abi ben etüdü düzelttim, projeyi böyle çiz.” Aslında bu tür durumlarda bir şey söylenir ama yeri değil. Hazret zeki, çizim programını yemiş, yutmuş ya…

Yine bir gün lise mezunu çizimcilerden biri “abi övünmek gibi olmasın ama Ünye’de en iyi tasarımı ben yapıyorum.” Evladım, bunu bari yüzüme karşı söyleme.

--------------------

Adam Ünye’nin hatırı sayılır müteahhitlerinden; Ben, çizimci ve kendisi bir aradayız. “ Müteahhit çizimciye(…) söyle bakalım şurayı nasıl yapmamız lazım? Eeee boru mu? Adam çizimi mükemmel yapıyor ya!

Son bir anı;

Ufak ilçelerden birinin fen işlerindeyim. Yeni yetme mimar-ki sadece meslek hayatım onun yaşının nerede ise iki katı- projemi inceliyor. İncelemeden öte(bilgisiyle!) benimle üstünü kurutuyor, nasıl çizim yapmam gerektiği konusunda akıl veriyor.

İhtimal ki; Mimarlık fakültelerinde artık çizimci yetiştiriyorlar.

Netice,

Araçlar ve şartlar değişse de, zihniyet aynı zihniyet.

Rahmetli Ulu Dedemin bir sözü; “Meyvenin cinsinden çok, hangi toprakta yetiştiği önemli evlat.” Hazır yeri gelmişken bir gönderme: “Biz mimarlar teknik eleman değiliz ki.”



Bu yazı 138 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI